Kadın Adıyla Anılan Tek Ülke: Saint Lucia

Kadın Adıyla Anılan Tek Ülke: Saint Lucia

Dünya genelinde Birleşmiş Milletler’e (BM) üye olan 193 bağımsız devlet arasında, adını bir kadından alan tek egemen ülke Saint Lucia’dır. Karayip Denizi’nin doğusunda, Atlantik Okyanusu kıyısında yer alan bu volkanik ada, Küçük Antiller adalar grubunun bir parçasıdır. Günümüzde birçok gezgin tarafından “yeryüzündeki cennet” olarak tanımlanan bu eşsiz tropikal ada, 617 kilometrekarelik yüzölçümü ile yaklaşık 184.000 kişilik bir nüfusa ev sahipliği yapar ve zengin bir tarihi mirasa sahiptir.

Saint Lucia, adını Hristiyanlık tarihinde önemli bir figür olan Sicilyalı Aziz Lucia’dan alır. Adanın bu ismi nasıl kazandığına dair iki popüler Fransız efsanesi bulunmaktadır. Her iki hikayede de, Fransız denizcilerin 13 Aralık’ta gerçekleşen “Aziz Lucia Yortusu” kutlamasıyla bağlantı kurulur. 16. yüzyılın başlarında, tam da bu tarihte bir grup Fransız denizcisi adanın açıklarında talihsiz bir gemi kazası yaşar. Dalgalarla mücadele edip adaya ulaşmayı başaran denizciler, hayatta kalmalarının şükranı olarak adayı “Saint Lucia” olarak isimlendirirler. 13 Aralık 1502 tarihinde ünlü Fransız denizci Pierre Belain d’Esnambuc, bu bölgeyi keşfettiğinde adayı bu isimle kayda geçirir.

Ancak, bu efsanelere rağmen, tarihsel belgeler adaya ilk ayak basan Avrupalının Kristof Kolomb’un haritacısı olan İspanyol denizci Juan de la Cosa olduğunu gösterir. Adada kalıcı ilk Avrupa yerleşimi ise 17. yüzyılın ortalarında Fransızlar tarafından kurulmuştur. Bunun öncesinde, İngilizler adayı kolonileştirmek istemiş fakat adanın yerli Karib kabileleri tarafından geri püskürtülmüşlerdir. Napolyon Savaşları sırasında ada, Fransızlar ve İngilizler arasında sıkça el değiştirmiştir. Sonunda, İngiltere adayı tamamen kontrol altına alarak resmi bir sömürge haline getirmiştir. Londra, 1979 yılında Saint Lucia’nın bağımsızlığını resmen tanımıştır. Bugün Saint Lucia, bağımsız bir devlet olmasının yanı sıra İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) üyesidir. Ülkenin resmi hükümdarı, “Saint Lucia Kralı” unvanını taşıyan İngiliz monarkıdır (Kral III. Charles) ve ada yönetiminde bu kralı yerel bir vali temsil etmektedir.

Adanın ismini taşıyan Syracuse’lu Aziz Lucia’nın hayatı ise oldukça trajiktir. MS 283 yılında Sicilya’da zengin bir Hristiyan ailesinde doğan Lucia, Roma İmparatoru Diocletian döneminde Hristiyanlara karşı uygulanan zulüm sonucu inancından vazgeçmediği için işkence görmüş ve yalnızca 20 yaşında idam edilmiştir. Lucia hakkındaki iki meşhur efsane, onun fedakârlıklarını ve inancını yüceltir. Bir efsaneye göre, pagan bir talip Lucia’nın gözlerine aşık olur; ancak Lucia, Tanrı’ya bekaret yemini ettiği için onu reddeder. Talip, ısrarları sonucunda Lucia’nın kendi gözlerini oyup bir tepsi içinde kendisine göndermesi üzerine, İsa Mesih’in bu fedakarlığı karşısında gözlerini mucizevi bir şekilde geri verdiği söylenir. Diğer bir efsaneye göre ise evlenmek istemediği nişanlısı, Lucia’nın gizli bir Hristiyan olduğunu Roma İmparatorluğu’ndaki valiye ihbar eder. Vali, genç kızı hapse attırıp ağır işkencelerle öldürülmesine neden olur. Bazı kaynaklar, Lucia’nın gözlerinin bu işkenceler sırasında oyulduğunu belirtir. Lucia ismi, Latince “ışık” anlamına gelen “lux” kelimesinden türetilmiştir ve bu nedenle Katolik ve Ortodoks sanatında, genellikle bir tepsi üzerindeki iki gözle tasvir edilir. Hristiyanlık inancında Aziz Lucia, görme engellilerin ve göz hastalarının koruyucusu olarak kabul edilmektedir.

Author: Elif Kurt